Gönderen Konu: Yargıtay 22.Hukuk Dairesi Kararları  (Okunma sayısı 2239 defa)

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Yargıtay 22.Hukuk Dairesi Kararları
« : 30 Nisan 2012, 12:01:23 Pzt »
T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/15031
K. 2012/1529
T. 9.2.2012
• TASARRUFU TEŞVİK VE NEMA ALACAĞININ ÖDETİLMESİ İSTEMİ ( Tasarruf Kesintisi Kurum Katkısı ve Nemaların Tahsili İstemiyle Anılan İdarelere Karşı Açılan Davaların Görüm ve Çözümünde İdari Yargı Yerinin Görevli Olduğu )
• TASARRUFU TEŞVİK KESİNTİLERİ ( Tasarrufu Teşvik ve Nema Alacağının Ödetilmesi İstemi - Tasarruf Kesintisi Kurum Katkısı ve Nemaların Tahsili İstemiyle Anılan İdarelere Karşı Açılan Davaların Görüm ve Çözümünde İdari Yargı Yeri Görevli Olduğu )
• GÖREV ( Tasarrufu Teşvik ve Nema Alacağının Ödetilmesi İstemi - Tasarruf Kesintisi Kurum Katkısı ve Nemaların Tahsili İstemiyle Anılan İdarelere Karşı Açılan Davaların Görüm ve Çözümünde İdari Yargı Yeri Görevli Olduğu )
2577/m.2
ÖZET : Davacı, tasarrufu teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Resmi Gazetenin .... sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı, tasarrufu teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Z. Ayan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı, tasarruf teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde davarım reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tasarrufu teşvik kesintisi ve katkı paylarının 3417 ve 4853 Sayılı Yasalar gereğince ilgili banka hesabına yatırılmaması sebebiyle tasarrufu teşvik ve nema alacağının davalı belediyeden tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.

Resmi Gazetenin 14.10.2011 gün ve 28084 mükerrer sayısında yayımlanan Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 20.12.2010 tarih ve 156-328 Sayılı kararında da belirtildiği üzere, tasarrufu teşvik kesintilerinin ilgililerin iradeleri dışında, idarenin kamu gücü kullanılarak yapılması, konunun kamu hukuku alanına ilişkin olması gözetildiğinde, tasarruf kesintisi, kurum katkısı ve nemaların tahsili istemiyle anılan idarelere karşı açılan davaların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 09.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/5497
K. 2012/1190
T. 6.2.2012
• FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE DAVASI ( Mahkemece Davalı Vekilinin Sunduğu Delillerin Değerlendirilmesi İçin İşin Uzmanı Olan 3 Kişilik Bir Bilirkişi Kurulundan Rapor Alındıktan Sonra Ortaya Çıkacak Duruma Göre Bir Karar Verilmesi Gerektiği )
• BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ ( Feshin Geçersizliği ve İşe İade Davası - Mahkemece Davalı Vekilinin Sunduğu Delillerin Değerlendirilmesi İçin İşin Uzmanı Olan 3 Kişilik Bir Bilirkişi Kurulundan Rapor Alındıktan Sonra Bir Karar Verilmesi Gerektiği )
• İŞE İADE DAVASI ( Mahkemece Davalı Vekilinin Sunduğu Delillerin Değerlendirilmesi İçin İşin Uzmanı Olan 3 Kişilik Bir Bilirkişi Kurulundan Rapor Alındıktan Sonra Ortaya Çıkacak Duruma Göre Bir Karar Verilmesi Gerektiği )
4857/m.17, 18, 20
ÖZET : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacının iş sözleşmesi tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin kulübü de olumsuz olarak etkilemesi ve bu kapsamda tensikat zorunluluğu doğması gerekçesiyle feshedilmiştir. Davalı vekilinin dilekçesiyle dosyada bulunan eksiklikler tamamlatılmadan ve delilleri toplanmadan alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiği, dilekçesi ekinde kurumlar vergisi beyannameleri, bilanço ve ayrıntılı gelir tabloları, yeminli mali müşavir vergi beyannamesi tasdik raporu, iktisadi işletme yapısına ilişkin belgeler sunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı vekilinin sunduğu delillerin değerlendirilmesi için işin uzmanı olan 3 kişilik bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir.

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, istemi kısmen hüküm altına almıştır.

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ü. Acar tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir sebebe dayanılmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine ve yasal sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirketin ülke genelinde oluşan olumsuz ekonomik koşullardan etkilendiğinin gelir-gider tablolarıyla sabit olduğunu, bu sebeple iş gücü hacminde daralmaya gittiğini, yapılan değerlendirme ve gelişen koşullara göre davacının iş sözleşmesinin feshinin kaçınılmaz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece davacının iş sözleşmesi ekonomik kriz sebebiyle sona erdirildiği halde yeni işçi alındığı, davacıya başka bir birimde iş önerilmediği, işverence yapılan fesihte çelişkili davranmama ilkesine uyulmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.

4857 Sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.

İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.

4857 Sayılı Kanun’un 20. maddesinin 2. fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Somut olayda davacının iş sözleşmesi tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan ekonomik krizin kulübü de olumsuz olarak etkilemesi ve bu kapsamda tensikat zorunluluğu doğması gerekçesiyle feshedilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde işletme kayıtları ve her türlü delile de dayandığı halde mahkemece davalı vekiline delillerini dosyaya sunmak veya dayandığı belgelerin ilgili mercilerden getirtilmesi için gerekli masrafı yatırmak üzere usulüne uygun kesin süre verilmemiş, ihtaratlı davetiye çıkarılmamış, dosya doğrudan bilirkişiye verilerek, dosyanın bulunduğu hal üzerine değerlendirildiği rapor alınmıştır.

Davalı vekilinin 31.5.2010 tarihli dilekçesiyle dosyada bulunan eksiklikler tamamlatılmadan ve delilleri toplanmadan alınan bilirkişi raporuna itiraz ettiği, dilekçesi ekinde kurumlar vergisi beyannameleri, bilanço ve ayrıntılı gelir tabloları, yeminli mali müşavir vergi beyannamesi tasdik raporu, iktisadi işletme yapısına ilişkin belgeler sunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalı vekilinin sunduğu delillerin değerlendirilmesi için işin uzmanı olan 3 kişilik bir bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde ilgiliye iadesine, 06.02.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

T.C.
YARGITAY
22. HUKUK DAİRESİ
E. 2011/11668
K. 2011/3974
T. 14.11.2011
• FESHİN GEÇERSİZLİĞİ VE İŞE İADE ( Feshin Son Çare Olması İlkesi ve Toplu İş Sözleşme Hükmü Kapsamında İşçinin Başka İşyeri veya Bölümlerde Değerlendirilme İmkanının Olup Olmadığının Araştırılması Gerektiği )
• FESHİN SON ÇARE OLMASI İLKESİ ( Feshin Geçersizliği ve İşe İade Davası - Toplu İş Sözleşme Hükmü Kapsamında İşçinin Başka İşyeri veya Bölümlerde Değerlendirilme İmkanının Olup Olmadığının Araştırılması Gerektiği )
• İŞİN ALT İŞVERENE VERİLMESİ ( Kural Olarak Fesih İçin Geçerli Neden İse de Feshin Son Çare Olması İlkesi ve Toplu İş Sözleşme Hükmü Kapsamında İşçinin Başka İşyeri veya Bölümlerde Değerlendirilme İmkanının Olup Olmadığının Araştırılması Gerektiği )
4857/m.18,20
ÖZET : Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. İşin alt işverene verilmesi kural olarak fesih için geçerli neden ise de, feshin son çare olması ilkesi ve Toplu İş Sözleşmesinin anılan hükmü kapsamında işçinin başka işyeri veya bölümlerde değerlendirilme imkanının olup olmadığı araştırılmalıdır. İşçinin başka bir işyeri veya bölümde değerlendirme imkanı yoksa feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir.

Yerel mahkemece icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesinde yapılan tespitlere göre feshin son çare olarak uygulanmadığının somut olarak kanıtlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

DAVA : Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Dairemiz Üyesi S. Göktaş tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

KARAR : Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.

Davalı işveren iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatmama tazminatının 5 aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.

Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.

İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış olanaklarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış Pazar kaybı, ham madde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini olanaksız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.

İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma olanaklarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.

Somut olayda davacının davalı Türk Hava Yolları A.O.’na ait yer hizmetlerinde çalışmakta iken, davalı işverence yer hizmetlerinin bu konuda uzman bir firmadan alınmasına karar verildiği ve bu çerçevede dava dışı TGS Yer Hizmetleri A.Ş. ile 5 yıllık bir sözleşme yapıldıktan sonra davacının iş sözleşmesinin “yer işletme hizmetlerinin TGS firmasına devredilmesine bağlı olarak gerçekleştirilen yeniden yapılanma sonucunda ortaya çıkan istihdam fazlalığı nedeniyle organizasyon ihtiyacına uygun başka bir birimde görevlendirilme olanağınız da bulunmadığı” gerekçesi ile tazminatları ödenmek suretiyle feshedildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.

Davalı kuruluş, yer hizmetlerinin alt işverene verilmesi üzerine 871 işçiden 628’inin durumları, yapabilecekleri iş ve görevleri değerlendirilerek ayrıca emekliliği hak etmiş olup olmadıkları dikkate alınarak THY’nin başka bölümlerinde istihdam edilmelerinin sağlandığını, 243 kişinin iş sözleşmesinin istihdam fazlalığı nedeniyle feshedildiğini ileri sürmüştür.

Davacı vekili işin alt işverene verilmesinin muvazaaya dayandığını ileri sürmüşse de asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığına ilişkin yeterli delil sunulmamış olup, dosyadaki bilgi ve belgelere göre ilişkinin kanuna uygun ve muvazaaya dayanmadığı anlaşılmaktadır.

İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte işyerinde yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 8/B maddesinde “sendika üyesi personelin çalıştığı işyerinin kısmen veya tamamen kapanması halinde veya işyerinin başka bir işverene devredilmesi halinde, işveren işçiyi işletmenin başka işyeri veya bölümlerinde istihdam eder…” kuralına yer verilmişse de, söz konusu kuralın işverenin geçerli nedenle fesih hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması Anayasa’nın girişim özgürlüğünü düzenleyen 48. Maddesine uygun düşmez. Toplu İş Sözleşmesinin sözü edilen hükmü işverenin işçiyi işletmenin diğer işyeri veya bölümlerinde istihdam edebilme imkanı ile sınırlı olarak geçerli olması gerektiği şeklinde yorumlanmalıdır.

İşin alt işverene verilmesi kural olarak fesih için geçerli neden ise de, feshin son çare olması ilkesi ve Toplu İş Sözleşmesi’nin anılan hükmü kapsamında işçinin başka işyeri veya bölümlerde değerlendirilme imkanının olup olmadığı araştırılmalıdır. İşçinin başka bir işyeri veya bölümde değerlendirme imkanı yoksa feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir.

Yerel mahkemece icra edilen keşif ve bilirkişi incelemesinde yapılan tespitlere göre feshin son çare olarak uygulanmadığının somut olarak kanıtlanamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.

Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle;

1. Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karırının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. Davanın REDDİNE,

3. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

4. Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 60.00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5. Karar tarihide yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.100.00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak, 14.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Uyarı: bu konuya en az 120 gündür yanıt gönderilmemiş.
Yanıt vermek yerine yeni bir konu açmanız önerilir.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Ad Soyad: E-Posta:
Doğrulama:
2023-1922=? (Cevap=101):

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1725 Gösterim
Son İleti 30 Nisan 2012, 12:04:15 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
0 Yanıt
2301 Gösterim
Son İleti 30 Nisan 2012, 12:07:13 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
0 Yanıt
1465 Gösterim
Son İleti 30 Nisan 2012, 12:08:06 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
0 Yanıt
2015 Gösterim
Son İleti 30 Nisan 2012, 12:09:59 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
0 Yanıt
2174 Gösterim
Son İleti 30 Nisan 2012, 12:11:54 Pzt
Gönderen: ibrahimayk