Gönderen Konu: ecrimisilde ihtar şartına gerek var mı  (Okunma sayısı 7817 defa)

Çevrimdışı Av.Emre Patan

  • Avukat
  • Yeni Üye
  • *****
  • İleti: 4
  • Karma: +0/-0
    • Profili Görüntüle
ecrimisilde ihtar şartına gerek var mı
« : 22 Mayıs 2012, 10:29:10 Sal »
merhabalar..ilk defa mudehalenın menı ve ecrımısıl davası acacagım ıcın sızlerede danısmak ıstedım.muvekkılıme aıt yerlerı sınırındakı tarlanın sahıbı uzun zamandır kullanıyor ve konusmalarına rahmen yıllardır cıkmamıs noter kanalıyla cekılmıs bır ıhtar bulunmamaktadır.gerıye donuk 5 yıllık haksız kullanım bedelı ısteyebılmek ıcın ıhtar sartına gerek var mı yanı ıntıfadan men sartı aranır mı yoksa sahıtle ıspat olunabılır mı?

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Ynt: ecrimisilde ihtar şartına gerek var mı
« Yanıtla #1 : 22 Mayıs 2012, 12:24:25 Sal »
içitihatlar benden yorum sizden üstad. bence şart değil intifadan men.

T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2004/12573
K. 2004/13479
T. 8.12.2004
• ELATMANIN ÖNLENMESİ ( Davacı Parselinde Tam Mülkiyet Hakkına Sahip Olmasına Rağmen İntifaden Men Koşulunun Gerçekleşmediğinden Söz Edilip Ecrimisile Hükmedilmemesinin Hatalı Oluşu )
• İNTİFADAN MEN KOŞULU ( Elatmanın Önlenmesi - Davacının Tam Mülkiyet Hakkına Sahip Olduğu Parselde İntifaden Men Koşulunun Gerçekleşmediğinden Söz Edilip Ecrimisile Hükmedilmemesinin Hatalı Oluşu )
• ECRİMİSİL TALEBİ ( Davacının Tam Mülkiyet Hakkına Sahip Olduğu Parselde İntifaden Men Koşulunun Gerçekleşmediğinden Söz Edilip Talebin Reddedilmesinin Hatalı Oluşu - Elatmanın Önlenmesi )
4721/m.683,688
ÖZET : Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Davacı 61 nolu parselde tam mülkiyet hakkına sahip olduğu halde, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinden sözedilerek ecrimisile hükmedilmemesi doğru değildir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki bulunduğu 61 nolu parsele davalı tarafından taşkın inşaat yapılmak suretiyle tecavüz edildiğini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar, taraflarca tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteğine ilişkindir.

Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğine, toplanan delillere göre davalının tüm, davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.

Ne varki, davacı 61 nolu parselde tam mülkiyet hakkına sahip olduğu halde, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğinden sözedilerek ecrimisile hükmedilmemesi doğru değildir.

SONUÇ : Davacının, temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 8.12.2004 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Ynt: ecrimisilde ihtar şartına gerek var mı
« Yanıtla #2 : 22 Mayıs 2012, 12:24:41 Sal »
T.C.
YARGITAY
3. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/10499
K. 2005/12874
T. 29.11.2005
• ECRİMİSİL TALEBİ ( İntifadan Men Koşulunun Gerçekleştiği İddiası Yemin Dahil Her Türlü Delille İspatlanabileceği )
• İNTİFADAN MEN KOŞULU ( Gerçekleştiği İddiası Yemin Dahil Her Türlü Delille İspatlanabileceği )
• YEMİN TEKLİFİ ( Davacı Tarafa İddiasını İspat Bakımından Yemin Teklif Etme Hakkı Hatırlatılıp Oluşacak Sonuç Dairesinde Hüküm Kurmak Gerektiği )
4721/m.995
ÖZET : İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılarak saptanması gerekmektedir.

Somut olayda; taşınmazın davalı tarafından kiraya verildiği hususu kanıtlanamamıştır. Davacı tanıklarının intifadan men'e ilişkin beyanları da davacıdan duyduklarına dairdir. O halde, mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa iddiasını ispat bakımından yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurmak olmalıdır.

DAVA : Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hak saklı tutularak 16.000.000.000 lira ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile müddeabihi 18.400.000.000 TL'ye yükseltmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vek.Av.Abdi İlhan Uluyol gelmedi. Aleyhine temyiz olunan davacı vek.Av.Aytül Balıcanlı geldi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı vekili dilekçesi ile; muristen intikal eden taşınmazı uzun yıllardır davalının kullandığını, kullanım karşılığı müvekkiline her hangi bir bedel vermediğini, kiraya verilmek suretiyle gelir elde edildiğinden intifadan men'in gerçekleştiğini iddia ederek;1999-2003 yılları için fazlaya ilişkin hak saklı tutularak toplam: 16.000.000.000 TL ecrimisil bedelinin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kiraya verilmesinin söz konusu olmadığını, intifadan men olgusu için ihtar çekilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davacı taraf, bilirkişi raporuna göre; ıslah dilekçesi vererek müddeabihi artırmıştır.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile; toplam: 18.400.00 YTL ecrimisilin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, hüküm altına alınan yıllık ecrimisil bedellerine o yılın sonundan- dönem sonundan itibaren yasal faiz uygulamasına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ecrimisile konu edilen taşınmazda taraflar paydaştır. Paydaşlar, ( kural olarak ) intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler.

İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi ise; ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşların davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşlara bildirilmiş olmasına bağlıdır.

İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası yemin dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu koşul dava şartı niteliğinde olduğundan gerçekleşip gerçekleşmediğinin mahkemece re'sen araştırılarak saptanması gerekmektedir.

Somut olayda; taşınmazın davalı tarafından kiraya verildiği hususu kanıtlanamamıştır. Davacı tanıklarının intifadan men'e ilişkin beyanları da davacıdan duyduklarına dairdir. O halde, mahkemece yapılacak iş; davacı tarafa iddiasını ispat bakımından yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp, oluşacak sonuç dairesinde hüküm kurmak olmalıdır. Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Ynt: ecrimisilde ihtar şartına gerek var mı
« Yanıtla #3 : 22 Mayıs 2012, 12:26:49 Sal »
T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2009/5844
K. 2009/8290
T. 13.7.2009
• PAYLI MÜLKİYET ( El Atmanın Önlenmesi Ecrimisil ve Yıkım Talebi/Taşınmazın Tasarrufu Bakımından Fiili Bir Kullanım Tarzının Yaratılmadığı - Paydaş Yönünden İntifadan Men Olgusu Gerçekleşmedikçe Davacının Açtığı Elatmanın Önlenmesi Ecrimisil Davasının Dinlenemeyeceği )
• FİİLİ TAKSİM ( Paylı Mülkiyete İlişkin El Atmanın Önlenmesi Ecrimisil ve Yıkım Talebi/Taşınmazın Tasarrufu Bakımından Fiili Bir Kullanım Tarzının Yaratılmadığı - Paydaş Yönünden İntifadan Men Olgusu Gerçekleşmedikçe Davacının Açtığı Elatmanın Önlenmesi Ecrimisil Davasının Dinlenemeyeceği )
• İNTİFADAN MEN KOŞULU ( Gerçekleşmedikçe Davacının Açtığı Elatmanın Önlenmesi Ecrimisil Davasının Dinlenmesinin Mümkün Olmadığı )
• ECRİMİSİL ( Paylı Mülkiyete İlişkin - Davacının Payı Oranında Belirleneceği )
• ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ ( Paylı Mülkiyete İlişkin El Atmanın Önlenmesi Ecrimisil ve Yıkım Talebi - Açılan Ortaklığın Giderilmesi Davasının Aynı Yer Sulh Hukuk Mahkemesince Kabul Edildiği/Taşınmazın Mülkiyetinde Bir Değişiklik Olup Olmadığının Tarafların Sıfatı Açısından Saptanacağı )
• DAVA DEĞERİ ( Paylı Mülkiyete İlişkin El Atmanın Önlenmesi Ecrimisil ve Yıkım Talebi/Davanın Nisbi Harca Tabi Olduğu - Harcın Tüm İsteklerin Keşfen Belirlenen Toplamı Olan Dava Değeri Olacağının Gözetileceği )
• AVUKATLIK ÜCRETİ ( Paylı Mülkiyete İlişkin El Atmanın Önlenmesi Ecrimisil ve Yıkım Talebi - Yargılama Sırasında Harcı İkmal Edilmeyen Dava Değeri Üzerinden Avukatlık Ücreti Tayin Edilemeyeceği )
4721/m. 701, 706
ÖZET : Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir. Tüm ortaklarca taşınmazın tasarrufu bakımından fiili bir kullanım tarzının yaratılmadığı sabittir. Davacılardan birinin taşınmazdaki binanın birinci katını kullanırkan ikinci katını bir takım tadilatlar yaparak davalının kullandığı görülmektedir. Belirtilmeledir ki, paydaş yönünden intifadan men olgusu gerçekleşmedikçe açtığı elatmanın önlenmesi, ecrimisil . vs. davasının dinlenmesine olanak yoktur. O halde bu davacının açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekir. Diğer davacı yönünden payı oranında belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekir.

Ayrıca, çekişmeli taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi yönündeki davanın aynı yer Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinleşen kararı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Davanın kararına bağlanmasından önce taşınmazın anılan karar gereğince mülkiyetinde bir değişiklik olup olmadığının tarafların sıfatını ettkileyeceği düşünülerek sorulup saptanmaması isabetsizdir.

Davanın nisbi harca tabi olduğu, tahsil edilmesi gerekli harcın ise tüm isteklerin keşfen belirlenen toplamı olan dava değeri olacağının gözetilmesi gerekir. Dava dilekçesinde gösterilen dava değeri yerine keşfen belirlenen ve fakat yargılama sırasında harcı ikmal edilmeyen dava değeri üzerinden davacılar yararına avukatlık ücreti tayin ve hüküm altına alınmış olması da isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, 1018 parsel sayılı taşınmazın murisleri adına kayıtlı olup, davacı A.’in diğer mirasçı K.’in payını haricen satın aldığını, taşınmazda iki katlı ev olup alt katın A. tarafından kullanıldığını, üst katın ise davalı tarafından tamir edilerek kullanılmaya başlandığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi,ecrimisil ve yıkım isteminde bulunmuşlardır.

Davalı, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar, taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Ö.’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve yıkım isteklerine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu üzerinde kat mülkiyeti ve kat irtifakı kurulmamış, iki katlı bina bulunan taşınmazın tarafların murisi M.'ya ait olduğu, onun 07.10.1994 tarihinde ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği ve davacılar ile birlikte davalının ve dava dışı K. E.'ın taşınmazda 1/4'er oranda hak sabihi oldukları, dava dışı K. E. 17.11.2006 tarihli belge ile taşınmazdaki irsen malik olduğu 1/4 payını davacılardan A.'e satmakla berabser sicilde bir intikal yapılmadığı gözetildiğinde taşınmazda dört ortağın elbirliği mülkiyeti üzere malik oldukları kayden sabit olup, davacıların çekişme konusu taxınmazdaki binanın ikinci katını davalının işgal ettiğini ve tadilatlar yaparak kullandığın ileri sürerek elatmanın önlenmesi , ecrimisil ve yıkım istekleriyle eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, 4721 Sayılı Türk Medeni kanununun 701 ila 703. Maddeleri arasında düzenlenen elbirliği mülkiyetine tabi bir şeyde ortaklar arasında çıkan ve çıkacak olan çekişmelerin giderilmesinde her bir odtak terekeye nazaran üçüncü kişi sayılamayacağından Türk Medeni Kanununun paylı mülkiyet hükümlerini düzenleyen 688. maddesi ve devam eden hükümlerinin gözetilmek suretiyle çözüme kavuşturulacağı tartışmasızdır.

Bilindiği üzere; paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamıyan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenilmesini her zaman istiyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenilmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenilmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya şuyun satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.

Öte yandan, yurdumuzda sosyal ekonomik nedenlerle kırsal kesimlerden kentlere aşırı akım, nüfus çoğalması, büyük mesken ve işyeri ihtiyacı nedeniyle hızlı yapılaşma karşısında görevli mercilerin aciz kalmaları veya çeşitli nedenlerle göz yummaları sonucu, izinsiz, ruhsatsız, resmi kayıtlara bağlanmayan büyük yerleşim alanları oluştuğu, bu arada paylı taşınmazların tapuda resmi ifrazları yapılmadan paydaşlar arasında haricen veya fiilen taksim edilip üzerlerine büyük mahalleler hatta beldeler yapıldığı bir gerçektir. Bilindiği üzere M.K.nun 706, B.K.nun 2l3, T.K.nun 26. maddeleri hilafına tapulu taşınmazlarda harici veya fiili taksim ile payların mülkiyeti ana taşınmazdan ayrılamaz. Nevarki, taşınmazın kullanma biçimi tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş yada fiili bir kullanma biçimi oluşmuş, uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak ( fiilen ) bağımsız bu oluşumun tapuda yapılacak resmi taksime veya şuyun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, " akte vefa" kuralının yanında M.K.nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Aksi halde, pekçok kimse zarar görecek toplum düzeni ve barışı bozulacaktır.

O halde, paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanılmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlık yukarıda değinildiği gibi, M.K.nun müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmelidir.

Somut olaya gelince; yukarıda değirilen ilkeler çerçevesinde taşınmazın irs'en ortağı olan paydaşlarının bütününün katılımıyla taşınmazda harici bir taksim olgusunun bulunmadığı gibi, aynı şekilde tüm ortaklarca taşınmazın tasarrufu bakımından fiili bir kullanım tarzının da yaratılmadığı sabittir.Davacılardan A. taşınmazdaki binanın birinci katını kullanırkan ikinci katını bir takım tadilatlar yaparak davalının kullandığı görülmektedir. Belirtilmeledir ki, bir ortak ( veya paydaş ) yönünden intifadan men olgusu gerçekleşmedikçe açtığı elatmanın önlenmesi, ecrimisil . vs. davasının dinlenmesine olanak yoktur. O halde davacı A.'in açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulünün doğru olduğu söylenemez.

Diğer taraftan, taşınmaz " ev" vasfıyla tarafların murisi adına kayıtlı olup üzerinde bulunan iki katlı binanın birinci kat davacı A.'in ikinci katı ise davalının tasarrufundadır. Buna göre taşınmazın hakim vasfı gözetildiğinde diğer davacı ve dava dışı ortağın taşınmazda kullanabileceği bir yerin bulunmadığı açıktır. Öyleyse , davacı Şengül yönünden intifadan men olgusunun gerçekleştiği nedeniyle elatmanın önlenmesi yönündeki davanın kabul edilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yok ise de davacının taşınmazdaki muris yoluyla irsen malik olduğu payın 1/4 olmasına karşın bu pay üzerinden elatmanın önlenmesine karar verileceği halde 1/3 nispetinde elatmanın önlenmesi isteğinin kabulü doğru olmadığı gibi davacı Ş. yönünden payı oranında belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken bunun da gözardı edilmesi isabetli değildir.

Ayrıca, çekişmeli taşınmaz için açılan ortaklığın giderilmesi yönündeki davanın aynı yer Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.01.2006 tarihinde kesinleşen 2005/ 516 esas, 2005/1277 sayılı kararı ile ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği ve son kayıt durumunun 12.04.2004 tarihinde bildirildiği gözetilerek davanın kararına bağlanmasından önce taşınmazın anılan karar gereğince mülkiyetinde bir değişiklik olup olmadığının tarafların sıfatını ettkileyeceği düşünülerek sorulup saptanmaması da doğru değildir.

Öte yandan, davadaki isteklerin taşınmazın aynına yönelik bulunduğu ve Harçlar Yasanını I. Sayılı tarifesi hükümleri gereğince nisbi harca tabi olduğu, tahsil edilmesi gerekli harcın ise 492 Sayılı Yasanın 16. Maddesi hükmü ve 04.03.1953 tarih 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince tüm isteklerin keşfen belirlenen toplamı olan dava değeri olacağı, buna göre keşfen belirlenen, değer üzerinden harcın ikmal edilmesi gerekeceği aksi takdirde aynı yasanın 30. ve 32. maddeleri hükümleri uyarınca işlem z yapılması gerekirken bu hususunda kamu düzeriyle ilgili olduğu halde gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun değlidir.

Kabul tarzı itibari ile de, dava dilekçesinde gösterilen dava değeri yerine keşfen belirlenen ve fakat yargılama sırasında harcı ikmal edilmeyen dava değeri üzerinden davacılar yararına avukatlık ücreti tayin ve hüküm altına alınmış olması da isabetsizdir.

SONUÇ : Öyleyse, tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan herenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi hükmü gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.07.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Uyarı: bu konuya en az 120 gündür yanıt gönderilmemiş.
Yanıt vermek yerine yeni bir konu açmanız önerilir.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Ad Soyad: E-Posta:
Doğrulama:
2023-1922=? (Cevap=101):

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
4 Yanıt
5419 Gösterim
Son İleti 24 Nisan 2012, 22:21:59 Sal
Gönderen: M. Kazım Deniz
0 Yanıt
1201 Gösterim
Son İleti 02 Ağustos 2010, 13:03:10 Pzt
Gönderen: fyucel
0 Yanıt
744 Gösterim
Son İleti 01 Temmuz 2012, 18:52:59 Paz
Gönderen: Süleyman ERTUĞRUL
0 Yanıt
960 Gösterim
Son İleti 08 Ocak 2013, 22:15:20 Sal
Gönderen: manisahukuk
0 Yanıt
557 Gösterim
Son İleti 11 Mayıs 2013, 22:08:00 Cts
Gönderen: segodel