Gönderen Konu: Danıştay 6.Daire Kararları  (Okunma sayısı 1843 defa)

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Danıştay 6.Daire Kararları
« : 30 Nisan 2012, 13:10:09 Pzt »
T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRESİ
E. 2009/13615
K. 2011/3170
T. 14.9.2011
• TAPU SİCİLİNİN TUTULMASINDAN DOĞAN ZARARLARDAN SORUMLULUK ( Kamulaştırılan Taşınmaz Alanının Tapuda Fazla Tescil Edilmesi Sebebiyle Fazla Ödeme Yapılması İle Ortaya Çıktığı İleri Sürülen Zararın Tazmini Talebi - Karar Düzeltme İstenemeyeceği )
• KARARIN DÜZELTİLMESİ ( Dilekçesinde Öne Sürülen Hususların 2577 S.K. Md. 54'teki Sebeplere Uymadığı - Kamulaştırılan Taşınmaz Alanının Tapuda Fazla Tescil Edilmesi Sebebiyle Fazla Ödeme Yapılması İle Ortaya Çıktığı İleri Sürülen Zararın Tazmini Talebi )
• KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZ ALANININ TAPUDA FAZLA OLARAK TESCİL EDİLMESİ ( İle Uğranılan Zararın Tazmini Talebi - Karar Düzeltme Talebinde Bulunulamayacağı )
743/m. 917
2577/m.54
4721/m. 1007
2942/m.14
ÖZET: Kamulaştırılan taşınmazın alanının tapuda fazla olarak tescil edilmesi sebebiyle parsel maliklerine fazla ödeme yapılması suretiyle ortaya çıktığı ileri sürülen zarar ile yargılama gideri ve vekalet ücreti olarak ödenen zararın tazmini istemine ilişkindir. İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı sebeplerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.

İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesince verilen 26.5.2009 günlü, E:2007/6123, K:2009/6123 Sayılı kararın; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istemidir.

Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nün Savunmasının Özeti: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Konak Belediye Başkanlığı Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Harun Coşkun'un Düşüncesi: 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından, doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu, Devletin sorumluluğuna ilişkin davaların, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği hükmüne yer verilmiş, mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 917. maddesinde Hazinenin tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Anılan hükümler ile tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin özel hukuk ilkeleri gereğince sorumluluğu kabul edilmiş, bu konuda açılacak davalarda adli yargı mahkemeleri görevli kılınmıştır.

Olayda tapu sicilinin hatalı tutulması sebebiyle fazla kamulaştırma bedeli ile yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesi suretiyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istendiğinden, yukarda anılan yasa hükümleri uyarınca davanın adli yargı mahkemelerinde görülmesi gereklidir.

Açıklanan sebeplerle karar düzeltme isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ekrem Atıcı'nın Düşüncesi: İzmir, Merkez, Gürçeşme Mahallesi, 43378 ada, 10 parselde kayıtlı ve Konak Belediye Başkanlığınca kamulaştırılan 106 m2'lik taşınmazın alanının tapuda 212 m2 olarak tescil edilmesi sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemeleri kararları sonucunda parsel maliklerine fazla ödeme yapılması suretiyle ortaya çıktığı ileri sürülen 21.790,27 YTL zarar ile yargılama gideri ve vekalet ücreti olarak ödenen 1.859,89 YTL zararın tazmini istemiyle açılan dava sonunda davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen idare Mahkemesi kararını onayan Daire kararının düzeltilmesi taraflarca istenmiştir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu, Devletin sorumluluğuna ilişkin davaların, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği hükmüne yer verilmiş, mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 917. maddesinde Hazinenin tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Anılan hükümler ile tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin özel hukuk ilkeleri gereğince sorumluluğu kabul edilmiş, bu konuda açılacak davalarda adli yargı mahkemeleri görevli kılınmıştır.

Olayda tapu sicilinin hatalı tutulması sebebiyle fazla kamulaştırma bedeli ile yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesi suretiyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istendiğinden, yukarda anılan yasa hükümleri uyarınca davanın adli yargı mahkemelerinde görülmesi gereklidir.

Her ne kadar davacı istemini, Medeni Kanunun yukarda belirtilen hükümlerine dayandırmamış ise de, davanın dayanağı maddi olaylar dikkate alındığında, davada uygulanacak kural, anılan Yasa hükümleri olacağından, bu durum, davada idari yargının görevli olması sonucunu doğurmamaktadır.

Öte yandan, 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununun uyuşmazlık konusu kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarih itibariyle yürürlükte olan 14. maddesinde idarenin, kamulaştırma belgelerinin tebliği için notere verildiği günden itibaren altmış gün içinde maddi hatalara karşı adli yargıda dava açabileceği hükmü dikkate alındığında, kamulaştırma işlemi ile ilgili maddi hatadan doğan uyuşmazlıkların çözümü görevi de adli yargıya verilmiştir.

Kaldı ki, kamulaştırma bedelinin artırımı davaları sonucunda verilen Asliye Hukuk Mahkemeleri kararları gereğince ödenen tutarın tazmini isteminden doğan davanın, yargılamanın bütünlüğü açısından da adli yargıda görülmesi gereklidir.

Açıklanan sebeplerle karar düzeltme isteminin kabulüyle idare Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Danıştay Dava Daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarının temyiz üzerine verilen kararları hakkında ancak 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı sebeplerle kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar ise adı geçen yasa maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirisine uymamaktadır.

SONUÇ : Bu sebeple kararın düzeltilmesi isteminin reddine, yargılama giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 14.09.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY :

İzmir, Merkez, Gürçeşme Mahallesi, 43378 ada, 10 parselde kayıtlı ve Konak Belediye Başkanlığınca kamulaştırılan 106 m2'lik taşınmazın alanının tapuda 212 m2 olarak tescil edilmesi sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemeleri kararları sonucunda parsel maliklerine fazla ödeme yapılması suretiyle ortaya çıktığı ileri sürülen 21.790,27 YTL zarar ile yargılama gideri ve vekalet ücreti olarak ödenen 1.859,89 YTL. zararın tazmini istemiyle açılan dava sonunda davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen idare Mahkemesi kararını onayan Daire kararının düzeltilmesi taraflarca istenmiştir.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1007. maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu, Devletin sorumluluğuna ilişkin davaların, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görüleceği hükmüne yer verilmiş, mülga 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisinin 917. maddesinde Hazinenin tapu sicillerinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Anılan hükümler ile tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin özel hukuk ilkeleri gereğince sorumluluğu kabul edilmiş, bu konuda açılacak davalarda adli yargı mahkemeleri görevli kılınmıştır.

Olayda tapu sicilinin hatalı tutulması sebebiyle fazla kamulaştırma bedeli ile yargılama gideri ve vekalet ücreti ödenmesi suretiyle uğranıldığı öne sürülen zararın tazmini istendiğinden, yukarda anılan yasa hükümleri uyarınca davanın adli yargı mahkemelerinde görülmesi gereklidir.

Açıklanan sebeplerle karar düzeltme isteminin kabulüyle İdare Mahkemesi kararının bozulmasının uygun olacağı gerekçesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 2009/5621
K. 2011/1308
T. 13.5.2011
• ÖZEL KANUNLARDA AYRI SÜRE GÖSTERİLEN DURUMLARDA İDARE MAHKEMESİNDE DAVA AÇMA ( İmar Kanunundan Kaynaklanan Plan Değişikliğine Askı Süresinde İtiraz Edildiği - 60 Günlük Sürede İdarece Cevap Verilmemesi Halinde İtirazın Zımnen Reddedildiği )
• İMAR KANUNUNDAN KAYNAKLANAN İŞLEMİN İPTALİ TALEBİ ( İtirazın Zımnen Reddedildiği/60 Gün İçersinde Dava Açılması Gerektiği - Bu Süre Geçtikten Sonra İtirazın Reddine İlişkin Kararın Tebliği Üzerine Dava Açılamayacağı )
2577/m. 2, 7, 11
3194/m. 8
ÖZET : Davacı tarafından plan değişikliğine karşı askı süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle, son ilan tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmemesi halinde itirazın zımnen reddedildiği kabul edilerek takip eden 60 gün içerisinde dava açılması gerektiği, bu süre geçirildikten sonra itirazın reddine ilişkin belediye meclisi kararının tebliği üzerine açılan davada süreaşımı bulunduğu görüldüğünden, işin esası hakkında verilen kararda hukuki isabet bulunmamıştır.

İstemin Özeti : Gaziantep 2. İdare Mahkemesi'nin 28.11.2008 günlü, E:2007/870, K:2008/1188 Sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Kadir Kırmacı'nın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ahmet Arslan'ın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi, Yamaçtepe Köyü, 169 ada, 4 parsel sayılı taşınmazları kapsayan alanda yapılan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının kabulüne ilişkin Şahinbey Belediye Meclisi'nin 7.9.2006 tarihli 67 Sayılı kararı ile bu kararın onanmasına ilişkin 22.11.2006 tarihli 279 Sayılı Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclis kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyanın ve Mahkemeleri nezdinde aynı işlemin iptali istemiyle açılan davaların bütün olarak değerlendirilmesinden, davaya konu plânın şehircilik ilkeleri planlama esasları ve imar mevzuatına uygun olmadığının anlaşıldığı, tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davaya konu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karar davalı Şahinbey Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir.

2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava Açma Süresi" başlıklı 7.maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Yasanın "Üst Makamlara Başvurma" başlıklı 11 .maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır.

Özel Kanun olan 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun, "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8.maddesinin ( b ) bendinde ise: "İmar Planları; Nazım imar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tesbit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar." hükmüne yer verilmiş, aynı maddenin 3. fıkrasında da, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de yukarıdaki usullere tabi olduğu belirtilmiştir.

Anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 Sayılı Kanunun 11.maddesi kapsamında başvuru için, özel bir Kanun olan 3194 Sayılı Kanunun 8/b maddesiyle özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 Sayılı Kanunun 11.maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. Diğer taraftan, planın uygulaması niteliğinde ( imar durum belgesi, parselasyon v.s. ) idarece işlem tesis edilmesi halinde de davacı tarafından yukarda belirtilen ilan sürelerine bağlı kalınmaksızın planın iptalinin istenebileceği tartışmasızdır.

Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu imar planı değişikliğinin, 29.12.2006-29.1.2007 günleri arasında askıya çıkartılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içerisinde itirazda bulunulduğu, itirazın reddine ilişkin belediye meclisi kararının tebliği üzerine 30.5.2007 gününde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, davacı tarafından plan değişikliğine karşı askı süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle, son ilan tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde cevap verilmemesi halinde itirazın zımnen reddedildiği kabul edilerek takip eden 60 gün içerisinde dava açılması gerektiği, bu süre geçirildikten sonra itirazın reddine ilişkin belediye meclisi kararının tebliği üzerine 30.5.2007 gününde açılan davada süreaşımı bulunduğu görüldüğünden, işin esası hakkında verilen idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyize konu Gaziantep 2. İdare Mahkemesi'nin 28.11.2008 günlü, E:2007/870, K:2008/1188 Sayılı kararının BOZULMASINA, 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 13.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 2009/7442
K. 2011/879
T. 18.4.2011
• İMAR PLANININ İPTALİ İSTEMİ ( İmar Planının Nazım İmar Planına Uygun Olduğu/Üst Ölçekli Plana Uygunluk Yönünden 10 Metrelik Yolun Değerlendirilmesi Gereği - Yolların Uygulama İmar Planı Üzerinden İncelenmesinin Zorunluluk Arz Ettiği/Nazım İmar Planına Uygun Olmadığı )
• ÜST ÖLÇEKLİ PLANA UYGUNLUK ( İmar Planının Nazım İmar Planına Uygun Olduğu/Üst Ölçekli Plana Uygunluk Yönünden Yolun Değerlendirilmesi Gereği - Yolların Uygulama İmar Planı Üzerinden İncelenmesinin Zorunluluk Arz Ettiği/Uygulama İmar Planının Nazım İmar Planına Uymadığı )
• YOLLARIN UYGULAMA İMAR PLANI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ ( Zorunluluk Arz Ettiği - Üst Ölçekli Plana Uygunluk Yönünden Yolun Değerlendirilmesi Gereği )
3194/m.5
ÖZET : Dava, taşınmazları da kapsayan alanda yapılan 1/1000 ölçekli İmar Planının iptali istemiyle açılmıştır. Davacı tarafından uyuşmazlık konusu plan değişikliği ile daha önce yol ve yeşil alan olarak terk ettikleri taşınmazların imara açıldığı iddiasıyla bakılan davanın açıldığı, terk edilen taşınmazların daha önceki uygulama imar planında 10 metrelik yol ve yeşil alan olarak öngörüldüğü, taşınmazın bulunduğu alanda mevcut nazım imar planında yeşil alan olduğu belirtilen alanın ticaret ve konut alanı olarak gösterildiği, davacının nazım imar planının iptali istemiyle dava açmadığı, bu açıdan uygulama imar planının nazım imar planına uygun olduğu, ancak üst ölçekli plana uygunluk yönünden 10 metrelik yolun değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda dosyada bulunan nazım imar planı örneğinde en az 12 metrelik yolların gösterildiği, 10 metrelik yolların ise gösterilmediğinin görüldüğü, dolayısıyla bu büyüklükteki yolların uygulama imar planı üzerinden incelenmesinin zorunluluk arz ettiği, bu anlamda uygulama imar planının nazım imar planına uygun olmadığı kabul edilmelidir.

İstemin Özeti : İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 28.11.2008 günlü, E:2007/12, K:2008/2158 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Samed Demirbaş'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Ekrem Atıcı'nın Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, İstanbul İli, Kartal İlçesi 2. Bölge Yakacık Köyü, Eski Ağıl Mevkii, … pafta, … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazları da kapsayan alanda yapılan 1/1000 ölçekli Kartal Güneyi Uygulama İmar Planının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, dosyanın incelenmesinden, … parselin 23.06.2005 onanlı 1/5000 ölçekli Kartal Güneyi Nazım İmar Planında TK2 yoğunluklu konut + ticaret alanında, … parselin ise TK2 yoğunluklu konut + ticaret alanında, kısmen de park alanında kaldığı, anılan parsellerin dava konusu 1/1000 ölçekli Kartal Güneyi Uygulama İmar Planında da aynı fonksiyonlara ayrıldığı, uygulama imar planının üst ölçekli nazım imar planına uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, Uygulama İmar Planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.

İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.

Anılan ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilir. Sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması yönünde yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılacaktır. Bu irdelemeden sonra sadece plan değişikliği yapılan alanın değil plan bütünlüğü gözönünde bulundurularak planlanan yörenin tümünün çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınarak, kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından uyuşmazlık konusu plan değişikliği ile daha önce yol ve yeşil alan olarak terk ettikleri taşınmazların imara açıldığı iddiasıyla bakılan davanın açıldığı, terk edilen taşınmazların daha önceki uygulama imar planında 10 metrelik yol ve yeşil alan olarak öngörüldüğü, taşınmazın bulunduğu alanda mevcut nazım imar planında yeşil alan olduğu belirtilen alanın ticaret ve konut alanı olarak gösterildiği, davacının nazım imar planının iptali istemiyle dava açmadığı, bu açıdan uygulama imar planının nazım imar planına uygun olduğu, ancak üst ölçekli plana uygunluk yönünden 10 metrelik yolun değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda dosyada bulunan nazım imar planı örneğinde en az 12 metrelik yolların gösterildiği, 10 metrelik yolların ise gösterilmediğinin görüldüğü, dolayısıyla bu büyüklükteki yolların uygulama imar planı üzerinden incelenmesinin zorunluluk arz ettiği, bu anlamda uygulama imar planının nazım imar planına uygun olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince, taşınmazla ilgili alana ilişkin nazım imar planı paftasının onaylı örneğinin davalı idareden temin edilerek incelenmesi ve 10 metrelik yolların bu ölçekteki planda yer almaması halinde 10 metrelik yolun kaldırılması yolunda yapılan uygulama imar planı değişikliğinin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygunluğunun yerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenecek rapor dikkate alınmak suretiyle değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 28.11.2008 günlü, E:2007/12, K:2008/2158 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Danıştay 6.Daire Kararları
« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2012, 11:17:16 Pzt »
T.C.
DANIŞTAY
6. DAİRE
E. 2010/10709
K. 2011/2200
T. 14.6.2011
• DAVA AÇMA EHLİYETİ (Parselasyon İşlemlerine Karşı Açılan Davalar - Malik Olmayıp Taşınmaz Üzerinde Hak İddia Edenlerin Taşınmazın Tapu Kaydını Adlarına Tescil Ettirmeleri Üzerine Dava Açabileceği)
• PARSELASYON İŞLEMLERİ (Malik Olmayıp Taşınmaz Üzerinde Hak İddia Edenlerin Taşınmazın Tapu Kaydını Adlarına Tescil Ettirmeleri Üzerine Dava Açabileceği - Dava Açma Ehliyeti)
• ARSA VE ARAZİ MALİKLERİ (Parselasyon İşlemlerine Karşı Dava Açma Ehliyetleri Bulunduğu - Malik Olmayıp Taşınmaz Üzerinde Hak İddia Edenlerin Taşınmazın Tapu Kaydını Adlarına Tescil Ettirmeleri Üzerine Dava Açabileceği)
2577/m. 2/1-a
3194/m.18
ÖZET : 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati alınmaksızın tesis edilebileceğinden bu işlemlere karşı açılan davaların da tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından açılabilir. Malik olmayıp ancak taşınmaz üzerinde hak iddia edenlerin ise taşınmazın tapu kaydını adlarına tescil ettirmeleri üzerine dava açabileceği gözetilmelidir.

İstemin Özeti : Antalya 2. İdare Mahkemesince verilen 17.06.2010 günlü, E:2009/1015, K:2010/726 sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi Nejdet Bayram'ın Düşüncesi: 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati alınmaksızın tesis edilebileceğinden bu işlemlere karşı açılan davaların da tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından açılabileceği, malik olmayıp ancak taşınmaz üzerinde hak iddia edenlerin ise taşınmazın tapu kaydını adlarına tescil ettirmeleri üzerine dava açabilecekleri göz önüne alındığında davacının dava konusu işlemde yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı M. İclal Kutucunun Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, Antalya, Gazipaşa, Aksu Mevkii ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca parselasyona tabi tutulmasına ilişkin 16.04.2009 günlü 172 sayılı belediye encümeni kararı ile bu karara yönelik yapılan itirazın reddine ilişkin 29.05.2009 günlü, 208 sayılı belediye encümeni kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, parselasyon işleminin tapu kayıtları üzerinden yapılamasının gerektiği, mülkiyeti ihtilaflı taşınmazın parselasyona tabi tutulmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiş, bu karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.C. Anayasasının 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin Hukuk Devleti olduğu belirtilmektedir. Hukuk Devletinin öğesi olan idarece tesis edilen işlemlerin hukuka uygunluğu ve sonuçta idarenin hukuka bağlılığının yargısal denetimi iptal davaları yoluyla sağlanır.

2577 sayılı Yasanın 2.maddesinin 1.fıkrası (a) bendinde iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan "dava açma ehliyeti" iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme yapılırken davacı ile dava konusu işlem arasında kişisel, güncel ve meşru bir menfaat ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususu göz önüne alınmaktadır.

Davacı tarafından davaya konu taşınmazın tapusunun iptali ve kendi adına tescili istemiyle Gazipaşa Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı ve bu davanın devam ettiği, parselasyon işleminin kurulduğu tarihte tapuda kayıtlı malikler adına tesis edildiği, kaldı ki, söz konusu taşınmazın hiçbir zaman davacı adına tescilinin de olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda 3194 sayılı Yasa'nın 18. maddesi uyarınca parselasyon işlemleri arsa ve arazilerin malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati alınmaksızın tesis edilebileceğinden bu işlemlere karşı açılan davaların da tapuda kayıtlı malikler veya diğer hak sahipleri tarafından açılabileceği, malik olmayıp ancak taşınmaz üzerinde hak iddia edenlerin ise taşınmazın tapu kaydını adlarına tescil ettirmeleri üzerine dava açabilecekleri göz önüne alındığında davacının dava konusu işlemde yasal ve güncel bir menfaat ilişkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, işlemin iptali yolundaki idare mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle İdare Mahkemesinin Antalya 2. İdare Mahkemesince verilen 17.06.2010 günlü, E:2009/1015, K:2010/726 sayılı kararının bozulmasına, dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 14.06.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Uyarı: bu konuya en az 120 gündür yanıt gönderilmemiş.
Yanıt vermek yerine yeni bir konu açmanız önerilir.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Ad Soyad: E-Posta:
Doğrulama:
2023-1922=? (Cevap=101):

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1574 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:45:06 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
1925 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:43:51 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
1171 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:30:09 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
1793 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:27:23 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
3576 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:22:46 Pzt
Gönderen: ibrahimayk