Gönderen Konu: Danıştay 4.Daire Kararları  (Okunma sayısı 2162 defa)

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Danıştay 4.Daire Kararları
« : 30 Nisan 2012, 13:04:12 Pzt »

T.C.
DANIŞTAY
4. DAİRE
E. 2011/5499
K. 2011/6892
T. 6.10.2011
• ÜCRET GELİRLERİ ( Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği - İhtirazi Kayıtla Verilen Gelir "Stopaj" Vergisi Beyannamesi Üzerine Haksız Tahakkuk Ettirilen Verginin Davacıya Faizi İle Birlikte İade Edilmesi Gerektiği )
• GELİR VERGİSİ DİLİMLERİ ( Anayasa Mahkemesince "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği/İhtirazi Kayıtla Verilen Beyanname Üzerine Haksız Tahakkuk Ettirilen Verginin Faizi İle Birlikte İade Edilmesi Gerektiği - İptal Edilen Kanun Hükmüne Göre Vergi Tahakkuk Ettirilmesinin "Anayasanın Üstünlüğü" ve "Hukuk Devleti" İlkelerine Aykırı Olduğu )
• İPTAL EDİLEN KANUN HÜKMÜNE GÖRE ÜCRETLİLERE VERGİ TAHAKKUKU ( Milletlerarası Andlaşmalara "Anayasanın Üstünlüğü" ve "Hukuk Devleti" İlkelerine Aykırı Olduğu - Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği/Davacıya Faizi İle Birlikte İade Edilmesi Gerektiği )
• İHTİRAZİ KAYITLA VERİLEN STOPAJ VERGİSİ BEYANNAMESİ ( Kesilen Gelir Vergisinin %27 Oranını Aşan Kısmının Kaldırılması ve Fazla Ödenen Kısmın Gecikme Faiziyle Birlikte İadesi İstemi - Kabulü Gerektiği/Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği )
• ÜCRETLİLERİN MÜLKİYET HAKKININ İHLALİ ( Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği/İptal Edilen Hükme Göre Vergi Tahakkuk Ettirilmesi - Haksız Alınan Verginin Davacıya Faizi İle Birlikte İade Edilmesi Gerektiği )
• ANAYASANIN ÜSTÜNLÜĞÜ VE HUKUK DEVLETİ İLKELERİNE AYKIRILIK ( Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği - İptal Edilen Hükme Göre Vergi Tahakkuk Ettirilemeyeceği )
• MİLLETLERARASI SÖZLEŞMELERE AYKIRILIK ( Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği/İptal Edilen Hükme Göre Vergi Tahakkuk Ettirilmesi - Anayasal ve Kanuni Dayanaksız Kişilerin Mülkiyet Hakkından Mahrum Bırakılması )
• FAİZ UYGULAMASI ( Anayasa Mahkemesince GVK. Md. 103'de Yer Alan "Fazlası %35 Oranında" İbaresinin Ücret Gelirleri Yönünden İptal Edildiği/İptal Edilen Hükme Göre Tahakkuk Ettirilen Verginin İadesinde 3095 S.K.'nın Dikkate Alınacağı )
2709/m. 2, 90, 125
193/m. 103
213/m. 112
Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'ye ekli 1 No’lu Ek Protokol/m. 1

ÖZET : İhtirazi kayıtla verilen 2009/12 nci dönemi muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen gelir ( stopaj ) vergisinin, ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve fazla ödenen kısmın gecikme faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.

Davacı tarafından ihtirazi kayıtla verilen gelir ( stopaj ) vergisi beyannamesi üzerine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 üncü maddesi uyarınca vergi tahakkuk ettirilmiş olmasına karşın; anılan Kanun hükmünde yer alan ve tahakkuka dayanak olan “fazlası %35 oranında” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 8.1.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, ücret gelirleri yönünden iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı nedeniyle hukuka aykırı bulunarak tahakkukun iptal edilmesi karşısında, 1 no’lu Ek Protolün 1 inci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 9.3.2006 günlü ve 100162/02 sayılı Eko-Elda Avee/Yunanistan kararı uyarınca mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden, haksız tahakkuk ettirilen verginin davacıya faizi ile birlikte iade edilmesi gerekmekte olup, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca, iptal edilen kanun hükmüne göre vergi tahakkuk ettirilmesi "Anayasanın üstünlüğü" ve "hukuk devleti" ilkelerine de aykırıdır.

Öte yandan, Mahkemece faiz yönünden yeniden verilecek kararda; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği tabidir.

İstemin Özeti : İhtirazi kayıtla verilen 2009/12 nci dönemi muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen gelir ( stopaj ) vergisinin, ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve fazla ödenen kısmın gecikme faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin 28.3.2011 günlü ve E:2010/507, K:2011/1006 sayılı kararıyla; Anayasa Mahkemesinin 8.1.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan "fazlası %35 oranında" ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline karar verildiği, Anayasaya aykırı olduğuna karar verilerek iptal edilen ve bunun sonucunda hukuk alemindeki varlığı ortadan kalkan kanun hükmüne göre karar verilmesinin "Anayasanın üstünlüğü" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu, faiz istemine gelince, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 112 nci maddesinin 4 üncü bendinde yer alan şartların olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle tahakkukun iptaline, fazla kesilen kısmın iadesine, faiz isteminin ise, reddine karar verilmiştir. Davalı İdare, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının altı ay sonra yürürlüğe gireceğinin hükme bağlaması nedeniyle, yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca karar verilmesi gerektiğini, ileri sürerek kararın kabule ilişkin kısmının bozulmasını; davacı ise, hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın redde ilişkin kısmın bozulmasını istemektedirler.

Savunmanın Özeti : Taraflar temyiz istemlerinin reddi gerektiğini savunmuşlardır.

Tetkik Hakimi … Düşüncesi : Temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Taraflar temyiz dilekçelerinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemlerin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince, dava dosyası tekemmül ettiği için davalı İdarenin yürütmenin durdurulması isteminin incelenmesine gerek görülmeyerek işin esası incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : İhtirazi kayıtla verilen 2009/12 nci dönemi muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen gelir ( stopaj ) vergisinin, ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve fazla ödenen kısmın gecikme faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davayı kısmen kabul eden, kısmen de reddeden Vergi Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmiştir.

Davalı İdarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar temyize konu Mahkeme kararının lehine bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacı şirketin, Mahkeme kararının, faiz isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemine gelince;

Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, ihtirazi kayıtla verilen 2009/12 nci dönemi muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen gelir ( stopaj ) vergisinin, ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve fazla ödenen kısmın gecikme faiziyle birlikte iadesi istemiyle açılan davada; Mahkemece, Anayasa Mahkemesinin 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan "fazlası %35 oranında" ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline karar verildiğinden bahisle, Anayasaya aykırı olduğuna karar verilerek iptal edilen kanun hükmüne göre vergi tahakkuk ettirilmesinin "Anayasanın üstünlüğü" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu, faiz istemi yönünden ise, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 112 nci maddesinin 4 üncü bendinde yer alan şartların olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle tahakkukun iptaline, fazla kesilen kısmın iadesine, faiz isteminin ise reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin, insan haklarına saygılı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu;“Yargı Yolu” başlıklı 125 nci maddesinin 1 inci fıkrasında, İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yoluna başvurulabileceği, 7 nci fıkrasında ise, İdarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü bulunduğu hükme bağlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bir hukuk devleti olduğu yukarıda belirtilen anayasal kurallarla düzenlenmiştir. Hukuk devleti; insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her türlü eylem ve işlemi yargı denetimine açık olan, hukuka aykırı durum ve tutumlardan sakınan, hukuku devletin tüm organlarına hakim kılan, Anayasa ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan devlettir.

Anayasanın “Milletlerarası Andlaşmaları Uygun Bulma” başlıklı 90 ıncı maddesinin son fıkrasında ise, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu kuralına yer verilmiş olup, bu kapsamda bulunan Avrupa İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'ye ekli 1 No’lu Ek Protokol'ün 1 inci maddesinde; her gerçek veya tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının bulunduğu, herhangi bir kimsenin, ancak kamu yararı sebebiyle ve kanunda öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabileceği hususu düzenlenmiştir.

Anılan sözleşme hükmü gereğince, bir kişinin mülkiyet hakkından mahrum bırakılabilmesi, bu durumun, uluslararası hukukun genel ilkelerine aykırı bulunmaması, kamu yararına ve kanunun açık hükmüne uygun olması şartlarının birarada gerçekleşmesine bağlıdır. Dolayısıyla, Anayasal ve kanuni dayanağı bulunmayan bir şekilde kişilerin mülkiyet hakkından mahrum bırakılması mümkün olmayıp, aksi durum, yukarıda sözü edilen ve Anayasa ile kanun hükmünde olduğu belirtilen sözleşmeye de aykırılık teşkil edecektir.

Ekonomilerde değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai vs. faaliyetlerde kullanılmakla, sahibine, kazanç, kira, nema vs. adları altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Faiz ise, Anayasa Mahkemesinin 14.5.2011 tarihli ve 27934 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 10.2.2011 günlü E:2008/58, K:2011/37 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ekonomik açıdan paranın fiyatıdır. Herhangi bir kişinin kendisine ait olmayan parayı belirli süre kullanması, asıl para sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu doğuracağı gibi, enflasyona maruz kalan ekonomilerde, paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranında yitirmesine de neden olacağından, parası uhdesi dışında kalan ve mülkiyet hakkı ihlal edilen bu kişiye haksız kullanım karşığında faiz ödenmesi gerekmektedir.

Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 9.3.2006 günlü ve 100162/02 sayılı Eko-Elda Avee/Yunanistan kararında da, haksız olarak tahsil edilen verginin beş yıl beş ay sonra iade edilmesinin; belirli bir meblağdan yararlanma hakkı uzunca süre engellenen kişinin, ekonomik durumunda önemli ve kesin zarara neden olduğu, bu durumun, sürdürülmesi gereken genel yarar ile kişi yararı arasındaki dengeyi bozduğu, dolayısıyla, 1 No’lu Protokolün 1 inci maddesi ihlal edilerek kendisine aşırı yük yüklenen bu kişinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden bahisle faiz ödenmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Davacı tarafından ihtirazi kayıtla verilen gelir ( stopaj ) vergisi beyannamesi üzerine 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 103 üncü maddesi uyarınca vergi tahakkuk ettirilmiş olmasına karşın; anılan Kanun hükmünde yer alan ve tahakkuka dayanak olan “fazlası %35 oranında” ibaresi, Anayasa Mahkemesinin 8.1.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, ücret gelirleri yönünden iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu kararı nedeniyle hukuka aykırı bulunarak tahakkukun iptal edilmesi karşısında, 1 no’lu Ek Protolün 1 inci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen kararı uyarınca mülkiyet hakkı ihlal edildiğinden, haksız tahakkuk ettirilen verginin davacıya faizi ile birlikte iade edilmesi gerekmekte olup, aksi yönde verilen Mahkeme kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan, Mahkemece faiz yönünden yeniden verilecek kararda; 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun hükümleri dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği tabidir.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin 28.3.2011 günlü ve E:2010/507, K:2011/1006 sayılı kararının faiz isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına; davalı İdarenin temyiz isteminin ise reddine, kararın kabule ilişkin kısmının onanmasına, 06.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
DANIŞTAY
4. DAİRE
E. 2010/8825
K. 2011/5756
T. 23.6.2011
• VERGİ ZİYAI CEZALARININ KALDIRILMASI TALEBİ ( Kurumlar Vergisi Geçici Vergi İle Tekerrür Hükümleri Uygulanarak Kesilen Cezalar - Aynı Yıl Dönemleri Geçici Vergi İçin Kesilen Vergi Ziyaı Cezasına Tekerrür Hükümleri Uygulanamayacağı )
• TEKERRÜR ( Vergi Ziyaı Cezalarının Kaldırılması Talebi - Uygulanabilmesi İçin Tekerrür Hükmüne Esas Alınacak Sonraki Eylemin İlk Eylem İçin Kesilen Cezanın Kesinleşme Tarihini Takip Eden Yıl Başından Sonra Gerçekleşmiş Olması Gerektiği )
213/m. 339
ÖZET : Kurumlar vergisi, geçici vergi ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Tekerrür hükümleri uygulanabilmesi için tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki eylemin, ilk eylem için kesilen cezanın kesinleşme tarihini takip eden yıl başından sonra gerçekleşmiş olması gerekmektedir. Aynı yıl dönemleri geçici vergi için kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümleri uygulanmasına hukuken olanak yoktur.

İstemin Özeti : 2008 yılı işlemleri incelenen davacı adına salınan kurumlar vergisi, 2008/4-6, 7-9, 10-12. dönemleri geçici vergi ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Vergi Mahkemesi kararıyla; davacının 2008 yılı defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen tutanak ile davacı kurumun ortağı, ( B.M. )’nin özel inşaatı için alınan inşaat malzemelerine ait katma değer vergilerini indirim konusu yaptığının tespiti üzerine takdir komisyonunca söz konusu faturaların katma değer vergisi hariç tutarları toplamı kurumlar vergisi matrahı kabul edilmek suretiyle tarhiyat yapılmış, davacı kurumun faaliyet sahası ile ilgisi bulunmayan, ortağının özel inşaatı için alınmış olan inşaat malzemelerine ait katma değer vergisini ilgili dönem beyannamelerinde indirim konusu yaptığının şirket ortağı nezdinde düzenlenen tutanakla tespit edildiği ve bu hususun aksinin davacı kurum tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle maliyet unsuru dikkate alınarak salınan kurumlar vergisi ile kesilen 1 kat vergi ziyaı cezasında yasaya aykırılık bulunmadığı, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 339. maddesinden belirtilen şartların 2008/7-9 ile 10-12. dönemleri için oluştuğu, bu sebeple vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümlerinin bu dönemler için uygulanmasında yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu kısımlarının reddine, geçici verginin aslı ile 2008/4-6 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri sebebiyle kesilen kısmının ise kaldırılmasına karar vermiştir. Davacı, faturanın yıllara yaygın inşaat maliyetleri hesabına kaydedildiği iddiasıyla kararın hukuka aykırı olduğu, davalı İdare ise geçici verginin aslına ilişkin tarhiyat ile 2008/4-6 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının yasal olduğu iddiasıyla kararı bozulmasını istemektedirler.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördücü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 2008 yılı işlemleri incelenen davacı adına salınan kurumlar vergisi, 2008/4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişin geçici vergi aslı ile tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan davayı kısmen reddeden Vergi Mahkemesi kararının, reddedilen bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 2008/7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezalarına ilişkin kısmı davacı tarafından, kaldırılan ceza ile 2008/4-6, 7-9, 10-12. dönemlerine ilişkin geçici verginin aslına ilişkin kısmı ise davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.

Davacının temyiz dilekçesinde, kararın 1 kat kesilen vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile davalı İdarenin geçici verginin aslı ile 2008/4-6 dönemine ilişkin vergi ile vergi ziyaı cezasının % 50 artırılmasına ilişkin kısmına ilişkin olarak ileri sürülen iddialar bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Davacının, tekerrür hükümleri uygulanarak artırarak kesilmiş 2008/7-9, 10-12. dönemlerine ait vergi ziyaı cezasına ilişkin temyiz istemine gelince;

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Tekerrür" başlıklı 339. maddesinde, vergi ziyaına sebebiyet vermekten veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezasının yüzde elli, usulsüzlük cezasının yüzde yirmibeş oranında artırılmak suretiyle uygulanacağı kurala bağlanmıştır.

Sözlük anlamı tekrarlanma olan tekerrür, hukuk dilinde daha önce işlemiş olduğu bir suçtan dolayı cezaya hükmedilen kişinin cezası kesinleştikten sonra Kanunun belirtmiş olduğu süreler içinde tekerrüre esas olacak yeni bir suç işlemesi durumudur. Tekerrür sebebiyle cezada yapılacak artırımla amaçlanan kişinin yeniden suç işlemesi halinde daha ağır cezayla karşılaşacağını bilerek suç işlemekten caydırılmasıdır.

Buna göre, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesi uyarınca tekerrür hükümleri uygulanabilmesi için tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki eylemin, ilk eylem için kesilen cezanın kesinleşme tarihini takip eden yıl başından sonra gerçekleşmiş olması gerekmektedir.

İncelenen dosyada, 2008 yılına ilişkin uyuşmazlık 2009 yılında tespit edilmiş ve 20.5.2009 tarihinde kesinleşmiş olup, buna göre tekerrüre esas alınan aynı yıl 2008/7-9, 10-12. dönemleri geçici vergi için kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümleri uygulanmasına hukuken olanak yoktur.

SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, Vergi Mahkemesi'nin kararının tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısmın bozulmasına, davacının diğer temyiz istemleriyle davalı İdarenin temyiz isteminin reddine, kararın bu kısmının onanmasına, tekerrür hükümleri uygulanarak kesilen vergi ziyaı cezası yönünden oyçokluğuyla, diğer temyiz istemleri yönünden, 23.06.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY :

Davacı nezdinde düzenlenen 30.11.2009 tarihli tutanak ile davacının ortağına ait özel inşaat işi için aldığı malzemelere ait katma değer vergilerini indirim konusu yaptığının tesbiti üzerine takdir komisyonuna sevk edilmiş ve takdir komisyonunca hiç bir inceleme ve araştırma yapılmadan soyut ve genel ifadelerle fatura tutarları esas alınarak kurumlar vergisi yönünden matrah takdir edilmiştir.

30.11.2009 tarihli tutanak Katma Değer Vergisi indirimi ile ilgili olup, ortağa ait olan faturalarının yasal defterlere maliyet unsuru olarak kaydedildiği yolunda bir tesbit bulunmamaktadır. Tutanakta yer alan faturaların katma değer vergisi yönünden indirim konusu yapılmış olması bu fatura tutarlarının kar zarar hesaplarını etkileyecek şekilde gider hesaplarına kaydedildiğini göstermez. Nitekim davacı tarafından fatura tutarlarının kar-zarar hesabına intikal ettirilmediği ileri sürülerek bilirkişi incelemesi yaptırılması istenilmiş olup, bu husus ancak defter ve belgeler üzerinde yapılacak inceleme ile ortaya çıkabileceğinden gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile kararın cezalı vergi aslına ilişkin kısmına karşıyım.

T.C.
DANIŞTAY
4. DAİRE
E. 2011/2278
K. 2011/4492
T. 26.5.2011
• İŞTİRAK HİSSESİ SATIŞI ( Vergiyi Doğuran Olayın İştirak Hissesinin Devredildiği Tarihte Meydana Gelmiş Sayılacağı )
• VERGİYİ DOĞURAN OLAY ( İştirak Hissesi Satışı - Hissesinin Devredildiği Tarihte Meydana Gelmiş Sayılacağı )
213/m. 3
ÖZET : İştirak hissesi satışında vergiyi doğuran olayın, iştirak hissesinin devredildiği tarihte meydana gelmiş sayılacağı hk.

İstemin Özeti : 2006 yılında satılan iştirak hisselerine ait kazancı, dönem sonuç hesaplarına intikal ettirmemek suretiyle kurum kazancını noksan beyan ettiği ileri sürülen davacı şirket adına re’sen kurumlar vergisi salınmış, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi vergi ve cezaların kaldırılmasına karar vermiştir. Davalı idare temyiz istemi Danıştay Dördüncü Dairesi’nin kararıyla reddedilmiştir.

Davalı idare, mahkemece iştirak hisselerinin satışı yerine iştirak hisselerinin devrinin esas alınarak karar verildiği, duruşma sırasında ileri sürülen delillerin değerlendirilmediği, vergiyi doğuran olayın sözleşmenin imzalandığı 16.11.2006 tarihinde değil 26.12.2006 tarihinde gerçekleştiği, satıştan elde edilen kazancın başka bağlı değerlerin alımında kullanıldığı, satım sözleşmesinin temlik borcu doğuran bir sözleşme olduğu ve sözleşmenin imzalanması ile satım akdinin hükümlerini doğurmaya başladığı, kapanış sözleşmesinin taraflarca satış sözleşmesinin ifasının gerçekleştirilmesini ifade ettiği dolayısıyla sözleşmenin hükümlerini 2006 yılında doğurmaya başladığı ileri sürülerek hukuka aykırı olan mahkeme kararının düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde, Danıştay tarafından verilen yargısal kararlar hakkında bu maddede yazılı sebeplerle kararın düzeltilmesinin istenebileceği belirtilmektedir. Karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Kanun’da belirtilen hallerden hiçbirine uymamaktadır.

SONUÇ : Bu nedenle, kararın düzeltilmesi isteminin reddine, 26.05.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Paylaşmak en büyük erdemdir.

Çevrimdışı ibrahimayk

  • Avukat
  • Tam Üye
  • *****
  • İleti: 381
  • Karma: +9/-0
    • Profili Görüntüle
Ynt: Danıştay 4.Daire Kararları
« Yanıtla #1 : 14 Mayıs 2012, 11:27:23 Pzt »
T.C.
DANIŞTAY
4. DAİRE
E. 2011/2085
K. 2011/6535
T. 15.9.2011
• ÜCRETLER ÜZERİNDEN KESİLEN GELİR VERGİSİ ( Anayasa Mahkemesinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. Maddesindeki “Fazlası %35 Oranında” İbaresini Ücret Gelirleri Yönünden İptal Ettiği – Gelir Vergisi’nin Fazla Ödenen Kısmının İadesine Karar Verileceği )
• GELİR VERGİSİ KANUNU’NDA YER ALAN İBARENİN İPTALİ ( Anayasa Mahkemesinin 193 S.K. Md. 103’de Yer Alan “Fazlası %35 Oranında” İbaresini Ücret Gelirleri Yönünden İptal Ettiği – Verginin Fazla Ödenen Kısmının İadesi Talebinin Kabul Edilmesinin Hukuka Uygun Olduğu )
• GELİR VERGİSİNİN FAZLA ÖDENEN KISMININ İADESİ TALEBİ (Anayasa Mahkemesinin Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. Maddesindeki “Fazlası %35 Oranında” İbaresini Ücret Gelirleri Yönünden İptal Ettiği – Gelir Vergisi’nin Fazla Ödenen Kısmının İadesi Talebinin Kabul Edileceği)
• İHTİRAZİ KAYITLA ÖDENEN GELİR VERGİSİ (Anayasa Mahkemesinin 193 S.K. Md. 103’de Yer Alan “Fazlası %35 Oranında” İbaresini Ücret Gelirleri Yönünden İptal Ettiği - Gelir Vergisi’nin Fazla Ödenen Kısmının İadesi Talebinin Kabul Edileceği )
193/m.103
ÖZET : İhtirazi kayıtla verilen gelir vergisi beyannamesi üzerinden tahakkuk eden gelir vergisinin, ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve iadesi istemiyle dava açılmıştır. Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının bu karardan önce açılmış ve bakılmakta olan davaların çözümünü etkileyeceği sonucuna ulaşıldığından, Anayasa Mahkemesinin 08.01.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan "fazlası %35 oranında" ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline karar verilmiş olması karşısında, İhtirazi kayıtla verilen muhtasar beyannamesi üzerinden tahakkuk ettirilen gelir vergisinin fazla ödenen kısmının iadesi istemiyle açılan davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararı hukuka uygundur.

İstemin Özeti : İhtirazi kayıtla verilen muhtasar beyanname üzerine 2009/12 nci dönemi için tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin ücretler üzerinden kesilen gelir vergisinin %27 oranını aşan kısmının kaldırılması ve yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açılmıştır. İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 24.1.2011 günlü ve E:2010/472, K:2011/124 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 153 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürülüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemeyeceğinin hükme bağlandığı, maddenin son fıkrasında ise, Anayasa Mahkemesi kararlarının Resmi Gazetede hemen yayımlanacağı ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağının belirtildiği, Anayasa Mahkemesinin 8.1.2010 tarih ve 27456 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 15.10.2009 günlü E:2006/95, K:2009/144 sayılı kararıyla, Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan "fazlası %35 oranında" ibaresinin ücret gelirleri yönünden iptaline, iptal hükmünün altı ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verildiği, Anayasaya aykırı olduğuna karar verilerek iptal edilen ve bunun sonucunda hukuk alemindeki varlığı ortadan kalkan yasa hükmüne göre karar verilmesinin "Anayasanın üstünlüğü" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğu, iptal hükmünün altı ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verilmiş olmasının, yasama organına iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme yapması için olanak tanımak ve ortada bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olduğu, bu nedenle gelir vergisi tarifesinin ücret gelirlerine de uygulanacağına ilişkin yasa hükmünün Anayasa Mahkemesi kararıyla hukuken ortadan kalmış olması neticesinde, ücret gelirlerinin belli bir miktarı aşanlarının %35 oranında vergilendirilmesinin mümkün olmadığı, davacı adına ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan tahakkukun %35 vergilendirme oranı üzerinden vergilendirilen kısmının iptali ile bu kısma isabet eden tutarın davacı şirkete iadesinin gerektiği gerekçesiyle tahakkukun iptaline ve fazla kesilen kısmın iadesine, faiz isteminin ise reddine karar verilmiştir. Davalı İdare, davacı şirketin dava açma ehliyeti olmadığını, ayrıca Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi uyarınca iptal kararlarının Resmi Gazetede yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ve geleceğe ilişkin olarak hüküm ve sonuçlarını doğuracağı ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının altı ay sonra yürürlüğe gireceğini hükme bağlaması nedeniyle de, yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kabule ilişkin kısmının bozulmasını istemektedir:

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Tetkik Hakimi Ayşegül Bora Örnek'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Erhan Çiftçi'nin Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince, dava dosyası tekemmül ettiği için davalı İdarenin yürütmenin durdurulması isteminin incelenmesine gerek görülmeyerek işin esası incelenip gereği görüşüldü:

KARAR : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.

SONUÇ : Bu nedenle, temyiz isteminin reddine, İstanbul 1. Vergi Mahkemesinin 24.01.2011 günlü ve E:2010/472, K:2011/124 sayılı kararının kabule ilişkin kısmının onanmasına, 15.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Paylaşmak en büyük erdemdir.


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Uyarı: bu konuya en az 120 gündür yanıt gönderilmemiş.
Yanıt vermek yerine yeni bir konu açmanız önerilir.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Ad Soyad: E-Posta:
Doğrulama:
2023-1922=? (Cevap=101):

Benzer Konular

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
1694 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:45:06 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
2064 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:43:51 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
1582 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:30:09 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
3766 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:22:46 Pzt
Gönderen: ibrahimayk
1 Yanıt
1999 Gösterim
Son İleti 14 Mayıs 2012, 11:17:16 Pzt
Gönderen: ibrahimayk