Gönderen Konu: www.alideniz.av.tr  (Okunma sayısı 545 defa)

Çevrimdışı alidenizavtr

  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
  • Karma: +0/-0
    • Profili Görüntüle
www.alideniz.av.tr
« : 02 Mart 2016, 19:20:37 Çrş »

1982 Anayasası, 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu belirtmiştir. Hukuk devleti ise tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uygun hareket eden, vatandaşlarının tüm hak ve hürriyetlerini teminat altına alan, koruyan devlet demektir.

Kişiler haksızlığa uğradıkları takdirde bu haksızlıkların giderilmesini bağımsız yargı mercilerinden isterler. Yargı organlarının uyuşmazlık konusunda yaptığı yargılama ve sonucunda vermiş olduğu kararlar ise kişinin hakkına ulaşmasını amaçlar.

Mahkemelerin vermiş olduğu bu kararların yerine getirilmemesi halinde ise bireyler haklarına ulaşamayacaklardır. İşte bu nedenle Mahkeme kararlarının yerine getirilmemesi ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Bireylerin bu hakkı anayasal teminat altına alınmıştır. Gerçekten de  Anayasamızın 138/son maddesinde “yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”

Yürütme organları yani idare görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek için kamu görevlileri istihdam etmek durumundadır. Şu halde kamu görevlileri de anılan anayasa hükmü uyarınca mahkeme kararlarını yerine getirmek zorundadırlar.

İdarenin ve kamu görevlilerinin mahkeme kararını tartışmak, eleştirmek gibi bir hakkı bulunmadığı gibi mahkeme kararlarının yerine getirilip getirilmeyeceği konusunda bir seçim hakkı da bulunmamaktadır. İdare ve kamu görevlileri mahkeme kararını yerine getirmek zorundadır. Bu Anayasal bir zorunluluktur.

Mahkeme hükmünü yerine getirmek ile yükümlü bulunan memur ve diğer kamu personelinin mahkeme kararlarını kasten yerine getirmemesi ayrıca suç teşkil etmektedir. Söz konusu suç Asliye Ceza Mahkemesi’nce görülerek karara bağlanacaktır.

Ancak bu durumda sadece cezai sorumluluk  aynı zamanda mahkeme kararını yerine getirmeyen kamu görevlisinin tazminat sorumluluğu da ortaya çıkmaktadır.

Gerçekten de İdari Yargılama Usulü Kanunu 28. maddesi uyarınca İdare Mahkemesince verilen kararların ilgili idare ve personeli tarafından 30 gün içerisinde yerine getirilmemesi halinde ilgili memur hakkında doğrudan Tazminat davası açılması mümkündür.

Avukat Ali DENİZ

Gaziantep Avukat

www.alideniz.av.tr


Konuyu Paylaş

Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter

 

Hızlı yanıt'ı kullanarak çabukça ileti gönderebilir, iletilerinizde gülümseme ve bbc kullanabilirsiniz.

Uyarı: bu konuya en az 120 gündür yanıt gönderilmemiş.
Yanıt vermek yerine yeni bir konu açmanız önerilir.

Not: Bu konu bir moderatör tarafından onaylanmadan görüntülenmeyecektir.
Ad Soyad: E-Posta:
Doğrulama:
2023-1922=? (Cevap=101):